4 Ülke, 10+ Şehir, 4 Mevsim
- arzu a. ergin
- 2 saat önce
- 10 dakikada okunur
Milano’dan Zürih’e Uzanan Unutulmaz Bir Avrupa Yolculuğu
Bazı seyahatler vardır, şehir gösterir. Bazıları ise deneyim yaşatır. Bu rota bir “hızlı Avrupa turu” değildi. Bu, sindirerek gezilen, konaklayarak yaşanan ve gerçekten hissedilen bir yolculuktu.
İstanbul’dan Milano’ya uçtuk. Dönüşümüzü ise Zürih olarak planladık.
Arada İtalya, İsviçre, Fransa ve Almanya vardı.
10’dan fazla şehir.
Eylül sonunda yaşanan 4 mevsim.
Milano – 3 Gece
Milano bizim için yeni değildi. Daha önce de gelmiştik. Ama Milano her gelişte başka bir yüzünü gösteriyor. Duomo Meydanı’nın gotik ihtişamı, Navigli’de akşam yürüyüşleri, vitrinlerdeki moda tutkusu…
Milano sizi hem mimarisiyle hem tarihiyle hem de stil sahibi havasıyla içine çekiyor. Bu şehir sadece gezilmiyor, yaşanıyor.
Şehri bölge bölge planlamak isteyenler için hazırladığımız Milano şehir rehberi detaylı rota ve öneriler sunuyor.

Milano → Garda – 2 Gece
Milano’dan Garda’ya trenle geçtik. Eylül sonu ama İtalya’nın en popüler yazlık yerlerinden olan Garda’da yaz hâlâ devam ediyordu.
Garda Gölü gerçekten muhteşem. Sirmione’nin dar sokakları, göl kıyısındaki ışık ve o sakin atmosfer…
Ve evet, Garda’da mutlaka dondurma yenmeli. Toplar gerçekten devasa. Bir top bile büyük, iki top ciddi bir karar. Biz çok dondurma sever olarak iki topu bitiremedik :)
Bölgeyi detaylı planlamak isteyenler için hazırladığımız Garda Gölü gezi rehberi rota ve konaklama açısından oldukça yol gösterici olabilir.
Göl kenarında yürüyüş + dev gelato + gün batımı = İtalya özeti.

Garda’dan Como’ya: Gölün Diğer Yüzü
Garda’dan Como’ya geçtik. Como’ya daha önce gelmiştik ama bu sefer farklı bir deneyim hedefledik: büyük vapur turu. Ve iyi ki yapmışız.
Büyük Göl Turu Deneyimi
Como Gölü karadan güzel. Ama asıl güzelliğini sudan gösteriyor. Vapur hareket ettiğinde şehir yavaşça arkanızda kalıyor. Kıyı boyunca sıralanmış villalar, göle doğru inen dağ etekleri ve yeşilin suya karıştığı manzara bir film sahnesi gibi akıyor. Bellagio hattını kapsayan uzun tur özellikle öneriliyor. Gölü bölge bölge anlatan Como Gölü rehberi bu noktada planlamayı kolaylaştırabilir. Kıyıdan bakınca büyük görünen yapılar, sudan bakınca zarif ve yerleşimli görünüyor. Villaların konumu gerçekten etkileyici; neredeyse her biri manzarayı kusursuz hesaplayarak yerleştirilmiş gibi.

Bellagio: Sudaki Taç
Vapur turunun en etkileyici duraklarından biri Bellagio. Sudan yaklaşırken kasabanın göle doğru uzanan konumu çok net görülüyor. Terastan terasa inen evler, çiçekli balkonlar ve arka plandaki dağ silueti… Bellagio karadan güzel ama sudan ihtişamlı. Kasabanın “gölün tacı” denmesinin nedeni tam olarak bu.
Gölün Atmosferi
Como Gölü’nün en etkileyici yanı dramatik değil, dengeli olması. Ne Garda kadar geniş ve açık. Ne de küçük bir göl kadar sakin. Dağlar göle daha dik iniyor. Su daha koyu mavi. Atmosfer daha sofistike. Sanki Garda yazlık bir enerji sunarken, Como daha aristokrat bir duruş sergiliyor.
Bu Deneyim Neden Farklıydı?
Daha önce Como’ya gelmiş olmamıza rağmen bu vapur turu gölü “tamamladı”. Kıyıdan gördüğümüz manzarayı bu kez bütün halinde izledik. Kasabalar arası geçişi, suyun yönünü, gölün kıvrımlarını daha net hissettik. Sudan bakınca Como bir şehir değil, bir kompozisyon gibi görünüyor.
Tavsiye
Como’ya gidip büyük vapur turunu yapmadan dönmek eksik kalır. Özellikle Bellagio hattını kapsayan uzun turu tercih etmek, gölü gerçekten anlamak için en doğru seçim.
Como → Milano Dönüş
Como sonrası tekrar Milano’ya dönerek İtalya bölümünü kapattık ve şimdi asıl masalsı yolculuk başlıyordu.
Milano → Tirano → Bernina Express
Milano’dan Tirano’ya tren. Ve ardından Bernina Express.
Bu yolculuk sadece bir tren deneyimi değil, mevsim değişimi. Yeşil vadilerden geçiyorsunuz. Yükseklik artıyor. Ağaçlar sararıyor. Bir anda kar başlıyor. Gerçekten Heidi gerçekmiş izlenimi… Bernina hattı ile ilgili rota, bilet ve manzara duraklarını içeren Bernina Express rehberi, bu deneyimi planlamak isteyenler için faydalı olabilir. Gerçekten birkaç saat içinde yazdan kışa geçtik.
St. Moritz – Zirve Deneyimi
Bernina Express’ten St. Moritz noktasında iniyoruz ve burası gerçekten bambaşka bir atmosfer. Hava daha temiz, daha ince, daha serin. Ama asıl deneyim yukarıda.
Teleferikle Zirveye Çıkış
Teleferik sistemi her iniş-çıkış için ayrı biletle çalışıyor. Ucuz değil, hatta pahalı ama gerçekten görmeye değer.
Yükseldikçe göl küçülüyor. Şehir minyatürleşiyor. Sessizlik artıyor.
Zirvede Restoran
Tepe kar keyfini yaşadıktan ve manzaranın tadını çıkardıktan sonra tepede yer alan restorana oturduk. Karşımızda Alp silueti. Altımızda St. Moritz Gölü. Bir kahve ya da içecek yudumlamak sıradan bir mola değil. Bu, o yükseklikte bulunmanın hissi. Rüzgar hafif. Hava serin ama güneş varsa yüzü ısıtıyor. Telefon çekiyor ama asla bakmak istemiyorsunuz.
Bu deneyim kesinlikle parayla ölçülemez. St. Moritz’te zirvede bir şeyler içmek, bu yolculuğun en yüksek anıydı.
St. Moritz → Luzern – 3 Gece
Luzern: İsviçre’nin En Dengeli Şehri
St. Moritz’in yüksekliğinden sonra Luzern’e geçmek bir denge hissi veriyor. Dağ var, Göl var, Tarih var. Ama aynı zamanda yumuşak bir şehir ritmi var. Ve en önemlisi: 3 gece kalmak Luzern için doğru karar.
İlk İzlenim
Luzern’e varınca ilk dikkat çeken şey düzen ve sakinlik. Ama Zürih’ten epey farklı bir havası var. Daha romantik, daha masalsı. Şehir gölün kıyısına kurulmuş ve arkasına Alpler’i almış. Göl ve dağ aynı kadrajda. Bu çok nadir bir şehir kompozisyonu.
Kapellbrücke (Şapel Köprüsü)
Luzern denince ilk akla gelen yer. Ahşap, üçgen çatılı, 14. yüzyıldan kalma. İçindeki üçgen panellerde İsviçre tarihini anlatan resimler var. Ama mesele köprünün tarihi değil. Akşam saatlerinde gölden gelen hafif rüzgarla birlikte köprüyü geçmek… O an Luzern’in ruhu.
Eski Şehir (Altstadt)
Dar taş sokaklar, pastel renkli binalar, freskli cepheler… Luzern’in eski şehir kısmı çok büyük değil ama detaylı. Her sokakta başka bir resim, başka bir tabela, başka bir küçük butik var. Burada acele edilmez. Yavaş yürünür.
Luzern Gölü (Vierwaldstättersee)
Şehir sadece göle bakmıyor, gölle yaşıyor. Sabah yürüyüşü için ideal. Akşam gün batımı için ideal. Göl kenarında bankta oturup sadece izlemek bile yeterli. İstersen kısa göl turu yapılabilir. İstersen sadece kıyıda dolaşılır. Ama gölü hissetmeden Luzern gezilmiş sayılmaz.
Asıl Büyü: Dağ Deneyimi
Luzern’i özel yapan şey sadece şehir değil, çevresi.

Alp Glum / Zirve Deneyimi
Biz tren + teleferik kombinasyonu ile yukarı çıktık.
Yükseldikçe:
Şehir küçülüyor
Göl yayılıyor
Dağ siluetleri netleşiyor
Zirve noktasında manzara panoramik. Göl aşağıda kıvrılıyor. Alpler arka planda katman katman uzanıyor. Hava daha serin ama daha temiz. Burada bir restorana oturduk. İsviçre’de dağ restoranları sadece manzara sunmaz; düzen, kalite ve sakinlik sunar. Bir kahve içmek bile deneyim. Masada otururken konuşma azalıyor. Manzara konuşuyor.
Luzern’de 3 Gece Kalmanın Avantajı
Çoğu kişi Luzern’i günübirlik yapıyor. Ama 3 gece kalınca şehir açılıyor. Sabah erken saat göl yürüyüşü Öğlen eski şehir keşfi Akşam dağ siluetiyle gün batımı
Ve şehir sizi yormuyor.
Araç Planlaması Notu
Basel’den araç kiralayıp Zürih’te teslim ettik, ama tekrar planlasak Luzern’den kiralardık. Luzern’de toplu taşıma ve yürüyüş yeterli. Aracı şehirden ayrılırken buradan başlatmak daha efektif olurdu.
Luzern’in Hissi
St. Moritz daha dramatik, Zürih daha düzenli, Milano daha stil sahibi ama Luzern daha dengeli. Burada hem şehir hem doğa var. Ve ikisi birbirini bastırmıyor. Belki de bu yüzden bu rota içinde en “farklı” hissettiren şehir Luzern oldu.
Basel: Üç Ülkenin Kesişiminde Kültür Şehri
Basel ilk bakışta Zürih kadar parlamıyor. Ama şehirde birkaç saat geçirdikten sonra fark ediyorsunuz: Bu şehir yaşanıyor. Ren Nehri kıyısına kurulmuş, sanatla beslenen, düzenli ama sıcak bir atmosferi var. Ve 3 gece kalmak da Basel için doğru bir karardı.
İlk İzlenim: Sessiz Ama Güçlü
Basel, finans şehri değil, turistik vitrin şehri de değil ama kültürel derinliği çok güçlü. Ren kıyısında yürürken, arka planda Basel Minster’ın kırmızı taş silueti yükseliyor, şehir sakin ama boş değil.
Ren Nehri: Şehrin Omurgası
Basel’i ikiye bölen Ren Nehri şehrin kalbi, gündüz nehir kenarında yürüyüş, akşam üstü köprülerden manzara, yazın yerellerin nehirde yüzdüğünü görmek. Basel, Ren’le birlikte yaşıyor. Mittlere Brücke’den gün batımında şehre bakmak özellikle etkileyici.
Basel Minster (Basler Münster)
Kırmızı kum taşından yapılmış, gotik etkili bir katedral, terasa çıktığınızda Ren ve şehir manzarası birlikte görülüyor. Bu nokta Basel’in en fotojenik açılarından biri.
Altstadt (Eski Şehir)
Dar sokaklar, taş zeminler, küçük meydanlar ama Basel’in eski şehri Luzern gibi masalsı değil. Daha ciddi. Daha karakterli. Marktplatz’ta belediye binasının kırmızı cephesi dikkat çekiyor. İsviçre mimarisinin düzenli ve simetrik karakteri burada net hissediliyor.
Basel’in Asıl Gücü: Sanat
Basel, İsviçre’nin kültür başkenti sayılır. Kunstmuseum Basel, Avrupa’nın en önemli sanat koleksiyonlarından birine sahip. Çağdaş sanat meraklıları için Fondation Beyeler mutlaka görülmeli. Şehir küçük ama müze yoğunluğu çok yüksek.
Araç Kiralama ve Stratejik Konum
Basel bu rotada lojistik olarak çok avantajlıydı, burada araç kiraladık ve ek ödeme yaparak Zürih teslim olacak şekilde planladık.
Basel’den:
• Colmar (Fransa)
• Strasbourg (Fransa)
• Konstanz (Almanya)
araçla ulaşım çok rahat.
Sınırlar var ama hissedilmiyor, İstanbul’da köprüden geçmek gibi pek bir farkı yoktu.
Aynı Gün 3 Ülke Deneyimi
En unutulmaz günlerden biri Basel merkezliydi:
☕ Sabah Basel (İsviçre)
🍽 Öğle Strasbourg (Fransa)
🍷 Akşam Konstanz (Almanya)
Avrupa’da sınırlar kağıt üzerinde.
Gerçekte ise sadece tabelalar değişiyor.
Bu deneyim Basel’i rota açısından çok değerli yaptı. Dipnot İsviçre, Fransa ve Almanya üçgeninde planlama yapıldığı için yanınızda mutlaka Frank ve Euro olmalı. Colmar, Strasbourg ve Konstanz’da genelde kredi kartı geçmiyordu ve yanınızda Euro yoksa sorun. oluyor. Bazı yerler Frank kabul etse de her yerde geçmiyor. Hatta yolda tuvalet kullanmak için sınırı geçme zorunda kaldık yanımızda Euro olmadığı için
Basel’de 3 Gece Kalmak
Birçok kişi Basel’i geçiş noktası olarak kullanır, ama 3 gece kalınca şehir açılıyor.
• Ren kıyısında sabah yürüyüşü
• Eski şehir keşfi
• Sanat müzeleri
• Günlük Alsace – Almanya kaçamakları
Şehir sizi yormuyor ama dolu dolu hissettiriyor.
Basel’in Hissi
Milano stil.
Como zarafet.
St. Moritz dramatik.
Luzern romantik.
Zürih düzenli.
Basel kültürel.
Burada şehir kendini bağırmadan gösteriyor.

Basel → Colmar – 1 Gece
Masalsı Alsace Akşamı
Basel’den Colmar’a geçiş yaklaşık 1 saat. Ama ülke değişiyor. İsviçre’nin düzenli çizgileri yerini Alsace’ın renkli, yarı ahşap evlerine bırakıyor. Yanınıza Euro almayı unutmayın.
Château du Haut-Koenigsbourg
Strasbourg yoluna geçmeden önce mutlaka durulmalı:
Château du Haut-Koenigsbourg
Tepede konumlanmış bu Orta Çağ şatosu, Alsace ovasına hâkim bir noktada. Yukarı çıktıkça manzara genişliyor.Aşağıda üzüm bağları, uzakta Almanya sınırı. Şato içi de etkileyici ama asıl büyü konumunda. Bölgeyi yukarıdan görmek Alsace’ı anlamak için önemli.
Colmar – 1 Gece Yeterli mi?
Colmar küçük ama yoğun bir şehir. Renkli, yarı ahşap evler, çiçekli balkonlar, dar taş sokaklar. Özellikle “Petite Venise” bölgesi akşam saatlerinde çok etkileyici. Eylül sonu sonbahar ışığı evlerin pastel tonlarını daha da belirginleştiriyor. Bir gece konaklamak yeterliydi. Şehir gece daha masalsı oluyor.
Colmar’ın Hissi
Milano stil sahibi.
Basel kültürel.
Ama Colmar romantik.
Burada her köşe kartpostal gibi.
Ama fazla vakit ayırmaya gerek yok.
Bir akşam ve bir sabah yeterli.
Strasbourg: Fransız Zarafeti ve Alman Disiplini Arasında
Strasbourg bir sınır şehri, ama kimliği çok net. Fransız mutfağı var. Alman mimari etkisi var. Avrupa Parlamentosu var. Ama şehir resmi değil, yaşayan bir şehir.
Strasbourg Katedrali (Notre-Dame de Strasbourg)
Şehrin kalbi, Gotik detayları inanılmaz.Katedral meydanına çıkınca insan gerçekten küçük hissediyor. İç mekân yüksek, ışık dramatik. Ama asıl etkileyici olan dış cephedeki detay yoğunluğu.
Petite France
Strasbourg’un en fotojenik bölgesi. Kanallar, yarı ahşap evler, küçük köprüler… Ama burası Colmar gibi “masal” değil. Daha canlı. Restoranlar dolu, sokaklar hareketli. Öğle yemeği için ideal.
Alsace Mutfağı
Strasbourg’da öğle yemeği ciddi bir deneyim.
Tarte flambée (Flammekueche)
Choucroute
Alsace şarapları
Fransız teknik + Alman porsiyon.
Tatmin edici.
Şehrin Enerjisi
Strasbourg’da turistik alan ile yerel hayat iç içe. Bisikletli insanlar. Kafelerde oturan öğrenciler. Nehrin kıyısında yürüyenler. Bu şehir ziyaret edilmiyor, yaşanıyor.
Basel Merkezli Günlük Rota Avantajı
Basel’de konaklayıp Strasbourg’a geçmek çok kolaydı, sınır yokmuş gibi geçiliyor. Yaklaşık 1 saatlik rahat sürüş. Öğlen yemeğini Strasbourg’da yiyip akşam farklı ülkede olmak mümkün.
Strasbourg’un Hissi
Colmar romantik.
Strasbourg karakterli.
Burada tarih var ama yaşayan tarih.
Konstanz: Almanya’nın Göl Kıyısındaki Zarif Sürprizi
Basel’den yola çıkıp Fransa’da öğle yemeği yedikten sonra akşam Almanya’ya geçmek… Konstanz işte tam böyle bir günün finaliydi. Basel ve Colmar ile karşılaştırınca çok uygun fiyata yemek yemeniz mümkün.
Bodensee (Konstanz Gölü) kıyısındaki bu şehir ilk bakışta küçük görünüyor. Ama atmosferi beklenenden daha etkileyici.
Bodensee: Sınırların Ortasında Bir Göl
Konstanz, Almanya ile İsviçre sınırında yer alıyor. Hatta şehirde yürürken ülke değiştirdiğinizi bile fark etmeyebilirsiniz. Bodensee geniş, sakin ve çok düzenli bir göl. Akşam saatlerinde göl kıyısında yürürken:
• Su neredeyse ayna gibi
• Karşı kıyı İsviçre
• Hava serin ama huzurlu
Gün batımında ışık gölün üzerinde yumuşak bir yansıma oluşturuyor.
Liman ve Imperia Heykeli
Konstanz Limanı şehrin en karakteristik noktası. Liman girişindeki Imperia heykeli dikkat çekiyor. Tarihi bir göndermeye sahip bu heykel, şehrin Orta Çağ’daki Konsil dönemine referans veriyor. Ama sembolik anlamı kadar liman manzarası etkileyici. Akşam saatlerinde tekneler, hafif rüzgar ve göl silueti birleşince ortam çok dengeli bir huzur veriyor.
Eski Şehir (Altstadt)
Konstanz’ın eski şehir bölgesi küçük ama canlı. Dar sokaklar, pastel tonlu binalar, küçük restoranlar ve butik mağazalar… Strasbourg kadar turistik değil. Colmar kadar masalsı değil. Ama daha doğal. Burada turist yoğunluğu yerine yerel hayat hissediliyor.
Akşam Yemeği Atmosferi
Konstanz bizim için akşam yemeği şehri oldu. Almanya tarafında porsiyonlar daha cömert, menüler daha sade ama doyurucu, fiyatlar oldukça uygun.
Göl kenarında bir restoranda oturup günün yorgunluğunu atmak, bu rotanın en sakin anlarından biriydi. Bir gün içinde üç ülkede yemek yemiş olmanın verdiği hafif şaşkınlıkla günü kapattık.
Konstanz’ın Farkı
Konstanz dramatik değil, ama sınır şehri olması onu özel kılıyor. Fiyatları da düşününce çok mantıklı bir seçenek oluyor.
Burada:
• Almanya disiplini
• İsviçre düzeni
• Göl sakinliği
aynı noktada birleşiyor.
Neden Rota İçinde Önemliydi?
Konstanz bir “check” şehri değildi, bir geçiş noktası da değildi. Bu rota içinde Almanya’yı hissettiğimiz tek yerdi. Ve günü sakin, huzurlu bir şekilde kapatmamızı sağladı.
Konstanz’ın Hissi
Milano heyecan
St. Moritz yükseklik
Colmar romantizm
Strasbourg karakter
Konstanz ise denge.
Akşam yemeğiyle taçlanan, sakin ama zarif bir durak.
Zürih: Düzenin, Zarafetin ve Gölün Şehri
Yolculuğun son durağı Zürih oldu. Altstadt’tan Uetliberg’e kadar detaylı planı içeren Zürih şehir rehberi bu aşamada planlamayı kolaylaştırıyor. Milano’nun enerjisinden, Como’nun zarafetinden, St. Moritz’in yüksekliğinden ve Alsace’ın masalsı sokaklarından sonra Zürih’e varmak farklı bir his. Zürih dramatik değil. Ama güçlü. Bazı şeyler size lüks diye bağırsada çok çok österişli değil. Ama kendinden emin.
İlk İzlenim
Zürih’e varınca ilk hissedilen şey düzen, her şey çalışıyor aynı bir saat gibi. Ama şehir soğuk değil. Göl kıyısında yürüyünce o mesafe azalıyor. Gölde yüzen yerelleri görmek mümkün.
Araç Planlaması
Zürih’te varış günü araçla şehrin çevresindeki bazı noktaları gördük ve akşam aracı teslim ettik, doğru karar.
Zürih’te araç gereksiz, otopark bulmak zor ve pahalı. Toplu taşıma mükemmel. Tramvay sistemi ve otobüsler ile şehir içinde her yere ulaşmak mümkün.
Altstadt (Eski Şehir)
Zürih’in eski şehir bölgesi kompakt ama karakterli. Dar taş sokaklar, küçük meydanlar ve tarihi yapılar iç içe.
Grossmünster
İkiz kuleleriyle Zürih siluetinin en güçlü sembolü. Kuleye çıkmak biraz merdiven gerektiriyor ama manzara etkileyici. Limmat Nehri, göl ve düzenli şehir planı yukarıdan çok net görünüyor. Zürih’in “neden bu kadar sistemli” olduğu yukarıdan daha iyi anlaşılıyor.
Fraumünster
Dışarıdan sade, ama içeri girdiğinizde vitraylardan süzülen renkli ışık atmosferi değiştiriyor. Burada birkaç dakika sessiz kalmak şehrin ritmini yavaşlatıyor.
Lindenhof
Altstadt içinde küçük bir yükselti. Büyük değil ama manzara noktasında stratejik. Limmat Nehri’nin kıvrımını görmek için ideal.
Bahnhofstrasse
Zürih’in lüks yüzü. Dünyanın en pahalı alışveriş caddelerinden biri. Saat markaları, moda evleri, çikolata dükkânları… Ama cadde sadece alışveriş değil, zarafet gösterisi. Temiz, düzenli ve sakin.
Zürih Gölü
Zürih’in asıl rahatlatan noktası.
Göl kenarında yürümek, bankta oturmak ya da kısa bir tekne turu yapmak mümkün.
Eylül sonunda göl kenarında hafif bir serinlik vardı ama güneş varsa ortam yumuşuyor.
Zürih gölüyle nefes alıyor.
Uetliberg Tepesi
Şehri yukarıdan görmek isteyenler için en iyi nokta.
Trenle kolayca çıkılabiliyor.
Yukarıdan bakınca:
• Zürih Gölü
• Şehir silueti
• Hava açıksa Alp hattı
aynı kadrajda. Final şehri için iyi bir kapanış manzarası.
Zürih’in Enerjisi
Zürih ne Milano gibi hareketli
Ne Colmar gibi masalsı
Ne St. Moritz gibi dramatik.
Zürih dengeli. Şehir yorucu değil ama ciddi. Sakin ama güçlü.
Bu rotanın sonunda Zürih doğru final oldu.
3 Gece Yeterli mi?
Kesinlikle evet.
1 gün eski şehir
1 gün göl + Uetliberg
1 gün şehir içi keşif ve rahat tempo
Zürih’i sindirmek için yeterli.
Zürih’te Hissedilen Son Duygu
Bu yolculuk 4 ülke, 10’dan fazla şehir ve 4 mevsim yaşattı, ama Zürih’te yürürken fark ettiğimiz şey şuydu: Bu rota koşturma değildi. Yaşanmış bir seyahatti. Ve Zürih bu deneyimin sakin ama güçlü kapanışı oldu.

4 Mevsim Aynı Yolculukta
Milano & Garda → Yaz
Como → Yaz
Bernina hattı → Sonbahar / Kış
St. Moritz → Kış
Luzern → Kış
Alsace → Ilık Sonbahar
Zürih → Sonbahar
Eylül sonunda gerçekten dört mevsim yaşadık.
Bu Avrupa rotası SonHavadis’te haber olarak da yayınlandı.




Yorumlar